970x90 Reklam Alanaı

  • BIST: 70.244 %2,44
  • Dolar: 3,0076 %-0,18
  • Euro: 3,2546 %-0,74
  • Altın: 106,23 %-0,40
29-06-2015
Gizem MENGİN

Gizem MENGİN

OECD’nin Kriz Ortamı Maliye Politikaları Yaklaşımı
mengingizem@gmail.com

2007 yılı ortalarında finansal piyasalarda başlayan kriz, 2008 yılı sonunda global bir ekonomik krize dönüştü. Kriz ilk olarak finans sektörünü etkilediği için alınan ilk önlemler de finans sektörüne yönelik oldu. Ancak finans sektöründeki krizin alınan tedbirlere rağmen derinleşmesi ve reel sektörü de etkisi altına alması üzerine maliye politikaları devreye girdi. Krizden etkilenen ülkeler çeşitli para ve maliye politikası önlemleri ile ülke ekonomilerini muhtemel bir resesyondan korumaya çalışırken, uluslararası kuruluşlar da bu ortamda uygulanacak teşvik politikalarına ilişkin genel kriterleri ortaya koymaya çalıştılar.

Bu çerçevede OECD, kısa vadede mevcut krizin etkilerini hafifletmek ve uzun vadede ekonomik büyümeyi desteklemek amacıyla vergi yapısındaki ağırlığın gelir vergilerinden tüketim vergilerine kaydırılması gerektiğini belirtiyor. OECD bu tespiti yaparken doğal olarak tek tek OECD üyesi ülke verilerini ele almak yerine, 30 üye ülkenin ortalamalarını dikkate alıyor. Bu sebeple verileri OECD ortalamaları civarında olan ülkeler için kabul edilebilir nitelikteki söz konusu değerlendirmeler, verileri OECD ortalamalarından farklı olan ülkeler için aynı anlamı taşımıyor. Dolayısıyla her ülkenin, kendi özel durumunu dikkate alarak politika geliştirmesi gerekiyor.

Bu anlamda Türkiye’yi ele aldığımızda, Türkiye’deki vergi yapısının OECD ortalamalarına göre önemli farklar taşıdığı görülüyor. Bu durum vergi yapısına ilişkin iki önemli veride kendini gösteriyor; vergi gelirleri içerisinde dolaylı-dolaysız vergilerin oranı ve toplam vergi gelirlerinin GSYH’ya oranı.

Türkiye’de mal ve hizmet tüketimi üzerinden alınan dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri (sosyal güvenlik primleri dahil) içindeki payı, 2013 yılbaşı itibariyle % 45’tir. Söz konusu oran için OECD ortalaması ise % 32,8’dir. Görüldüğü üzere Türkiye’de dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payı, OECD ortalamasının oldukça üzerindedir.

Vergi gelirlerinin GSYH’ya oranı ise 2013 yılbaşı itibariyle Türkiye’de % 27,6, OECD ortalamasında ise % 33,7’dir.

Bu iki temel gösterge Türkiye’de dolaylı vergiler oranının OECD ortalamasının üstünde olmasına rağmen, toplam vergi gelirlerinin milli gelire oranının OECD ortalamasının altında kaldığını göstermektedir. Türkiye’nin vergi yapısındaki bu farklılığın en önemli nedeni, kayıt dışı ekonomidir. Türkiye’de elde edilen gelirlerin önemli bir kısmı vergilendirilmediği için bir yandan dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki payı yükselmekte, diğer yandan da toplam vergi gelirlerinin milli gelire oranı düşük kalmaktadır.

Bu tablo karşısında OECD’nin daha önce yayınlanan makalemizde belirtilen değerlendirme ve önerilerinin Türkiye’de aynen uygulanması mümkün görünmemektedir. Zira OECD vergi yapısındaki ağırlığın, gelir vergilerinden tüketim vergilerine kaydırılmasını önermektedir. Ancak Türkiye’de toplam vergiler içerisindeki ağırlık, zaten tüketim vergileri tarafındadır. Ayrıca Türkiye’de toplam vergi gelirlerinin milli gelire oranının OECD ortalamasının altında olması da gelir vergilerine yönelik önemli bir kayıt dışılık sorunu olduğunu göstermektedir. Türkiye’de yapılması gereken, öncelikle kayıt dışı ekonomiyi OECD ortalamalarına kadar düşürmektir.

MAKALEYE YORUM YAZIN



FACEBOOK YORUM


YAZARIN DİĞER YAZILARI
gazete manşetleri
ANKETİMİZE KATILIN

Sitemizi Nasıl Buldunuz?

55.3%

7.9%

23.7%

13.2%

NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU

E-BÜLTEN ABONELİĞİ