970x90 Reklam Alanaı

  • BIST: 70.244 %2,44
  • Dolar: 3,0076 %-0,18
  • Euro: 3,2546 %-0,74
  • Altın: 106,23 %-0,40
25-08-2015
GÜLFERİ ÇETİN

GÜLFERİ ÇETİN

Olumsuzu olumlama
sudenaz@xn--byksehirhaber-wobb.com

Objektif habercilikte kurallar vardır ve bu kurallara göre yapılan haberlerin mesajı, haberi okuyan herkes için aynıdır. 5N1K dediğimiz sadece bir televizyon programı değil haberciliğin temel kavramlarıdır. Ne, Nerede, Ne Zaman, Nasıl, Neden ve Kim sorularının karşılıkları oluşmuşsa, haber teknik olarak objektiftir. Ancak mesaj kaygılı haberler, olayın algısını etkilemek için yapılır. Buna da maalesef artık haber denilebiliyor. Çünkü kitle yığınları objektif haber almak için değil, tarafı olduğu görüşle beslenmek istiyor. Okur, bu tercihlere yönelmiş olsa da, nitelikli okur dediğimiz kesim karşı görüşü de merak edebiliyor. Hatta entelektüel anlayışa sahip olanlar, karşılaştırma ve tartışma disiplini adına buna daha çok yönelip birçok görüşü okuyor.

Nitelikli okur olmadan haber almanın etkileri ise fazlasıyla trajik. Çünkü görüntü, ses ve metin; haber olgusu dışında kitlelere sunuluyorsa mesajlar farklı anlamlar kazanabiliyor. Sinema ve Televizyon yayınları da bu sayede ticari ve siyasi bir alan oluşturup sektörleşiyorlar.

Rambo ve Rocky film serilerindeki Amerika Birleşik Devletleri mesajları, bir kahraman yaratılarak sadece kendi vatandaşlarına değil dünyanın köşe bucak her algısına hitap edebiliyor. Olumsuz bildiğimiz savaşlar ve silahlar, bir kahramanın başarısına odaklandırılarak olumlu kılınabiliyor.

Algı oluşturma programlarına baskın örnek ise; Turgut Özal’ın “İcraatın İçinden” programlarıdır. Görüntüde kullanılan bilgisayar, elde göze sokulacak kadar etkin kılınmış kalem, baraj yapımında kullanılan renkli dumanı ile patlayan bombalar ve hayatımıza hiç farkında olmadan giren ezberi ya da kâğıttan okumayı bitiren prompter. Bu sayede Özal, uzun yıllar icraatlarının sorgulanması endişesi yaşamadan, yığınları oy potansiyeline dönüştürmeyi başarabildi. Her mesaj, iletişim biliminin kitle iletişim araçlarında uygulanması ile iktidarı adına kullanıldı. Bu durum; imagoloji yani beden dilinin, profesyonelce denenmesinin bu topraklarda ilk defa görülmesi anlamını taşıyordu.

Yazar Burcu Özçelik’in Hürriyet İnsan Kaynaklarında yayınlamış haberi ise günümüz imagoloji kavramına şöyle bir tespit getiriyor: “Recep Tayyip Erdoğan, belediye başkanı olduğu dönemde ve siyasi yaşamının ilk dönemlerinde beden dilini çok etkin kullanamıyordu. Zamanla kendini çok geliştirdi. Mimik ve jestlerinin önemini bilerek hareket ediyor. Sözsüz iletişimin önemini biliyor. Seçim dönemlerinde meydanlarda beden dili şovu vardı. Kendine özgü bir selamlaması var. Sağ elini yüreğine götürerek selamı karşılıyor. Elleri hep kucaklar tarzda açık. Yüzünde gerginlik çok fazla görülmüyor ama yorgunluk görülüyor. Buna karşın duygularını kontrol edemeyişi, duygusal tepkiler verişi Recep Tayyip Erdoğan’ın eksi tarafı. Aksesuar olarak yurt dışı gezilerinde kırmızı kravat, beyaz gömlek ve ceketindeki bayrak rozeti bulundurması da çok uyumlu. İletişim sırasında dokunmayı da sıklıkla ve başarıyla kullanıyor.”

Güncel duruma gelince, beden dili uygulamaları bireysel medya dediğimiz sanal internet dünyasında sorgulanabiliyor hatta eleştirmenin ötesine geçilerek alay konusu dahi olabiliyor. Bir liderin uhrevi görülen bir beden hareketi, kısa metin eklenerek adeta aşağılayıcı bir sosyal malzemeye dönüşebiliyor. Veya bir metin alıntısı algıya dönük bir fotoğrafla süslenerek efsaneleşebiliyor. Buna da kısaca ‘Caps’ adı veriliyor.

Teknolojinin, insan hayatına ne kadar etki ettiğini görüyoruz. Nitelik kazanamayan yığınların; iletişim teknolojisi uygulamalarıyla sosyal düzeni değiştirme gücü haline gelebildiğini yaşıyoruz.

Çorum milletvekilinin “Şehit cenazesinde, başarılı organize ve içtenlikle süreci yöneten Tokat Valimize, Milletvekillerimize, Garnizon Komutanımıza ve Belediye Başkanımıza teşekkür ederim” twitter mesajı ise olumsuzun bu kadar da olumlanmamasının gereğini bize hatırlatmaya yetiyor. Organizasyon gerektiren bir olumsuz olaya fütursuzca teşekkür edilmesinin olumlu tarafını bulamıyoruz.

Bunun için nitelikli yığının bir ferdi olmaya gerek var mı?

Sonuca giden yol için bu kadar hissizleşmek olumlu mu?

Olumsuzlukların olumlanmasına alıştırılmış nesil, olumlunun bile bir olumsuzluğu olabileceğini hesap etmelidir.

 

 

MAKALEYE YORUM YAZIN



FACEBOOK YORUM


YAZARIN DİĞER YAZILARI
gazete manşetleri
ANKETİMİZE KATILIN

Sitemizi Nasıl Buldunuz?

55.3%

7.9%

23.7%

13.2%

NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU

E-BÜLTEN ABONELİĞİ